Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat
Erdoğan'dan net Doğu Akdeniz mesajı
Erdoğan'dan net Doğu Akdeniz mesajı
Türkiye ile ABD sınırda ortak devriye attı
Türkiye ile ABD sınırda ortak devriye attı
O koca tutuklandı
O koca tutuklandı
İlçe emniyet müdür yardımcısı bıçaklandı
İlçe emniyet müdür yardımcısı bıçaklandı
4 terörist etkisiz hale getirildi
4 terörist etkisiz hale getirildi
HABERLER>SİYASET
2 Ağustos 2019 Cuma - 16:36

Bakan Soylu'dan açıklamalar

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu önemli açıklamalarda bulundu. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Son 2-2,5 yılda Edirne'den Yunanistan'a kaçak göçmen hattını kullanarak yaklaşık 8 bin FETÖ'cü geçti" dedi.

Bakan Soylu dan açıklamalar

Medya temsilcileri ile “Göç” konulu toplantıda bir araya gelen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Uluslararası Göç Örgütü'nün 2003 yılındaki gelecek projeksiyonunda 2050 yılı için tahmin edilen göçmen rakamı 230 milyondu ve biz bu rakamı dünya olarak 2013 yılında geçtik. Projeksiyonun çok ötesinde bir noktadayız” dedi.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, medya temsilcileriyle “Göç” konulu toplantıda bir araya gelerek, Türkiye'nin göçe ilişkin çalışmalarını anlattı. Toplantıya, İhlas Medya Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar da katıldı.
Toplantıda konuşan İçişleri Bakanı Soylu, “Bugün sizlerle göç ekseninde bir buluşma gerçekleştirmeyi ve bu konu üzerinde sohbet etmeyi arzuladık. Çünkü hem dünyadaki siyasal dengeleri etkileyen, hem de karışık bir tekniğe, terminolojiye, çok yönlü bir sosyolojik etkiye sahip bu meselenin ülke olarak tam ortasında bulunuyoruz ve daha da önemlisi, hatta daha da tehlikelisi, özellikle son aylarda, bu meseleyi küresel platformdan günlük siyaset alanına taşımaya dönük, istismar etmeye dönük bir anlayışın da giderek kendini daha fazla gösterdiği bir hali yaşıyoruz. Bazen eksik bilgiyle, bazen kasıtlı olarak, bazen de siyasi pozisyonlarını güçlendirme kaygısıyla, burada bir kirlilik oluştuğunu da üzülerek gözlemliyoruz. Göçün kendisini yönetiyoruz ama bahsettiğim karmaşıklığı yönetirken karşımızda çok farklı bir yapı ve yaklaşım görüyoruz. Bu yaklaşımı tehlikeli buluyorum. Toplumları birbirine karşı kışkırtmanın nelere mal olduğunu, Türkiye, hem yakın tarih geçmişinde hem de orta ve uzun tarihli geçmişinde çok acı tecrübelerini yaşadı. Dolayısıyla gerekçesi ne olursa olsun, ister siyaset hesabı olsun ister başka sebeplerle bu alanın istismar edilmesinin önüne geçebilmek adına hem iletişimi ve istişareyi arttırmak, hem de kamuoyunu, medyayı, siyaseti, bu konuya temas eden kim varsa olabildiğince doğru bilgilendirmeye gücümüz yettiğince çalışıyoruz. Onun için burada sizlerle buluşmak istedik ve buradan önemli ve verimli sonuçlar elde edeceğimize de inanıyorum. Bu vesileyle hoş geldiniz diyor, katılımlarınız için tekrar teşekkür ediyorum” dedi.

“2003 yılındaki gelecek projeksiyonunda 2050 yılı için tahmin edilen göçmen rakamı 230 milyondu ve biz bu rakamı dünya olarak 2013 yılında geçtik” 

Bakan Soylu, “Müsaade ederseniz, önce meseleye geniş bir açıdan bakarak başlamak isterim. Elbette ki göç, dünyada daha önce olmayan bir şey değildi. Yani göçü yeni keşfediyor değiliz. Ancak 21. yüzyıl, bu konuda çok ciddi bir hareketliliğe sahne oldu. Öyle ki, Uluslararası Göç Örgütü'nün 2003 yılındaki gelecek projeksiyonunda 2050 yılı için tahmin edilen göçmen rakamı 230 milyondu ve biz bu rakamı dünya olarak 2013 yılında geçtik. Yani, projeksiyonun çok ötesinde bir noktadayız. Bunun yanı sıra dünyada zorla yerlerinden edilmiş insan sayısı 2000 yılında 21,1 milyondu, şu anda 70,8 milyon olarak hesaplanıyor. Öte yandan göçün yanı sıra 21. yüzyılın bir diğer temel problemi olan, terör ve şiddet ortamının doğrudan batı medeniyeti tarafından yönetildiğini biliyoruz. Biz buna ‘vekalet savaşları' diyoruz. Aslen bunun oluşturduğu kritik bir sonuç var Afrika'daki iç savaşlardan tutun, Türkiye'deki 27 Mayıs darbesine, PKK ve DEAŞ'ın perde arkasından tutun, 15 Temmuz'un stratejistlerine kadar bu ortamı yönetenler aynı siluetler” ifadelerini kullandı.
Göç yollarını da anlatan Soylu, “Dünyanın özellikle doğusu ve güneyinin sürekli istikrarsızlık halinde tutulması, evet bir politikaydı; batı belki de bu politikayla ekonomisini ayağa kaldırdı ama bunun karşı atağı da kitlesel göç hareketleri oldu” dedi.

“Göçün ana sebebi, oluşturulan terör ve şiddet ortamıdır” 

Göçün nedenleriyle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Soylu, “Bu göçün ana sebebi, oluşturulan terör ve şiddet ortamıdır. Başka bir şey daha var. Yukarıdan aşağıya değerlendirdiğimizde bir, gelir eşitsizliği; iki, gıdaya; üç, sağlığa; dört eğitime yönelik erişimdeki problemler. Doğal olarak insanlar orada kalmak istemiyor” şeklinde konuştu.
Soylu, Türkiye'nin göç ile ilgili yetki ve yeterlilik açısından dünyadaki en önemli ülkelerden biri olduğunu dile getirdi.

“Bugün Türkiye'de geçici koruma statüsünde 3 milyon 639 bin 284 Suriyeli var” 

Sayısal veriler de paylaşan Bakan Soylu, “Bugün Türkiye'de geçici koruma statüsünde 3 milyon 639 bin 284 Suriyeli var. Türkiye'nin cumhuriyet tarihinde aldığı toplam göçmen sayısı, bu verdiğim Suriyeli rakamı dahil 5.7 milyon kişidir. Yani, daha önce yaşamadığımız bir şeyi yaşıyoruz. Ekonomik sebeplerle göç, zaten tüm dünyada belli bir ölçekte var olan bir şeydi. Oysa Türkiye sınırına birdenbire yüz binlerce insan sadece daha çok para kazanmak için koşmadı. Bu insanlar net şekilde ölümden kaçtılar. Ölümden kaçanlar bir aks oluşturdular. Elbette ki ekonomik sebeplerle göç etmek isteyenler de bu aksı kullanmış olabilir ama temelde Türkiye'nin ve dünyanın bugün maruz kaldığı kitlesel göç hareketi ve düzensiz göç probleminin belirleyicisi ekonomi değil, oluşturulan terör ve şiddet ortamıdır. Buna vurgu yapmamın sebebi şudur; eğer biz bu göçü ekonomik beklentilere bağlarsak o zaman vicdanımızla davranma yetimizi kaybederiz.”

“Türkiye'nin toplam 28 mültecisi var.” 

Mülteci ile göçmen kavramlarının farkını da anlatan Bakan Soylu, “Meselenin Türkiye boyutuna gelmeden önce izniniz olursa, Avrupa'daki durum üzerinde kısa bir değerlendirme yapmak isterim uluslararası hukuk açısından mülteci ve göçmen, iki farklı kavram. Eğer bir kişi mülteci olarak kabul edilirse, terk ettiği ülkeye dönme olanağı kalmadığı gibi, gittiği ülkede de çok daha fazla yasal hakka sahip oluyor ve geri gönderilmesi hiçbir şekilde mümkün olmuyor. Göçmenler ise gittikleri ülkenin yerel politikalarına ve kurallarına tabi olurken, mülteciler uluslararası hukuk ve anlaşmalarla korunuyor. Türkiye ise Cenevre Anlaşmasındaki coğrafi kısıtlamalardan dolayı, sadece batılı ülkelerden mülteci kabul ediyor. Türkiye'nin toplam 28 mültecisi var” dedi. 

“Türkiye'de bir göç krizi söz konusu değil” 

“Türkiye'nin dört başı mamur bir göç politikası vardır” diyen Soylu, sözlerine şöyle devam etti:
Dünyadaki hangi ülke ile kıyaslanırsa kıyaslansın çok üstün, çok üst düzey, sağı, solu belli olan bir göç politikası vardır. Geri kabul anlaşmaları dahil olmak üzere, Türkiye ne yaptığını bilen, ne adım attığını bilen bir ülke pozisyonundadır ki onun için birilerinin söylediği gibi, Türkiye'de bir göç krizi söz konusu değil. Bir göç meselesi var, doğru ama kriz haline gelmiş bir meselemiz söz konusu değil. Yönettiğimiz bir meselemiz var bizim.” 

Soylu, “Uluslararası anlaşmalar gereğince Türkiye, Lübnan ve Ürdün gibi ülkelerde bulunanlar da aslında tüm devletlerin sorumluluğu altındadır ancak Avrupa, bu sorumluluğu üzerinden atmaya ve göçmenlerin ilk ulaştıkları ülkelere yıkmaya çalışıyor. Hatta aynı stratejiyi kendi içlerinde de uyguluyorlar. Artık ‘her alanda entegrasyon' anlayışlarını da sorgulamaya başladılar. Göçmenlerin ilk olarak ulaştığı Yunanistan, İtalya, Macaristan gibi sınır ülkeleriyle, içerideki ülkeler arasında fikir ayrılıkları oluşuyor” ifadelerini de kullandı.
“Avrupa, Libya'daki çetecilerle anlaşıp oradan Avrupa'ya göçmen akmaması için insanlık dışı olayların yapılmasını fonluyor ve engellemeye çalışıyor” diyen Bakan Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dublin sözleşmesine göre sığınmacılar, sadece giriş yaptıkları AB ülkesinde mültecilik başvurusu yapabiliyor. Onun için kıyı ülkeleri ile iç kara ülkeleri arasındaki temel problemleri de bu. Buradaki ‘başvuru - reddetme veya kabul etme sorumluluğu' da yine giriş yapılan o ülkeye ait.” 

Soylu, Türkiye'nin uluslararası koruma başvurusu alabilme kabiliyetine sahip bir ülke haline geldiğini de kaydetti. Bakan Soylu, “Sonuç itibarıyla göç meselesi, Avrupa'ya kendi değerlerini sorgulatıyor, hükümetleri deviriyor, siyasi krize yol açıyor” diyerek örnekler verdi. 

Göçe ilişkin tutumlar üzerine örnekler veren Soylu, “İtalya'da 1998'den bu yana uygulanan ‘insani koruma statüsü', 2018 Kasım ayında çıkarılan ve ‘Salvini Yasası' olarak bilinen yasayla kaldırıldı. Ayrıca yine geçtiğimiz haziran ayında, Akdeniz'de göçmenlere yardım eden sivil toplum kuruluşlarına ait gemilere sınırlama ve yüksek cezalar getiren bir yasa çıkarıldı. Benzer uygulamaları da diğer batılı ülkelerde de görüyoruz” şeklinde konuştu.

“Türkiye, coğrafi konum itibarıyla tam benzetmek gerekirse dalganın vurduğu ilk sahil gibi ama biz burada kaya olmak istemedik” 

Bakan Soylu, “Hepinizin bildiği gibi Türkiye, coğrafi konum itibarıyla tam benzetmek gerekirse dalganın vurduğu ilk sahil gibi ama biz burada kaya olmak istemedik. Dalga vurup kaya olmasını istemedik, çarpıp geri dönsünler tercihini kullanmadık işin başından beri. Bazıları bunu gelişigüzel salık veriyor olabilir, bazıları manipülasyon amaçlı söyleyebilir veya kendi içimizde bir koruma güdüsüyle, kendi açısından iyi niyetle söyleyebilir ama bu tercih bizim açımızdan uygulanabilir değildir. Bizim o coğrafyayla sıkı bağlarımız var. Tarih bağlarımızdan tutun, akrabalık bağlarımıza kadar. Hatay'dan veya Şanlıurfa'dan içeri giren bir kişi, 5 kilometre sonra bir amcaoğlunun evine konaklayabiliyor. Bu bizim coğrafyamızın gerçeğidir. Avrupa, böyle bir şeyi özümsemeyebilir, hissetmeyebilir. Dolayısıyla burası, elimize bir bıçak alıp kesip atacağımız bir alan değil. Çanakkale'de birlikte savaşmışsınız, yüzyıllarca iç içe yaşamışsınız, Misak-ı Milli sınırları dahilinde yerlerden bahsediyorsunuz; ticaret yapmışsınız, sosyal ilişkiler kurmuşsunuz, sonuçta orada bir yangın çıktığında ‘ben kapımı kapatıyorum' diyemeyiz. Bu bizim geleceğimizde büyük bir maliyet olarak yüklenir” dedi.

“Türkiye, bu meseleyle 2011 yılında, yani ilk anda temas etti” 

Türkiye'nin göçe ilişkin tutumunu anlatan Soylu, “Devletler de bazen insanlar gibi davranmak zorundadır. Biz bir şirket değiliz. Sadece kârımıza bakamayız. Dolayısıyla böyle bir tercih kullanmadık. Bundan sonra da kullanmayacağız. Hem vicdana, hem uluslararası hukuka uygun davrandık. Biraz önce anlattığım gibi, uluslararası hukuku önce kabul edip, sonra da birileri gibi eğip bükmeye çalışmadık. Uluslararası hukuk ne ise bunu da uyguluyoruz ve bir cümlenin de altını çizeyim, panik de olmadık. Bir politika dahilinde bu işi yönetmeye çalıştık. Türkiye, bu meseleyle 2011 yılında, yani ilk anda temas etti. Avrupa ise 2013'te, sığınmacıların kendilerine yönelmesi, artmaya başlayınca temas etti ve yaklaşık 2015'te bu işi resmi gündemine aldı. Biz öncelikle 2011'de bu insanları açık kapı politikasıyla kabul ettik. Sonrasında 2014'te geçici koruma statüsü verdik. ‘Türkiye'nin bir politikası yoktur' diyenlere söylüyorum. 10 binlerce, 100 binlerce insanı kamplarımıza aldık. Avrupa'daki, Avrupa yolu üzerindeki birtakım kamplar insanlık dışı kamplarken, dünyanın neresinden gelirlerse gelsinler bizim kamplarımızı görmeye başladıkları anda Türkiye'yi överek gittiler” dedi.
Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“İlk etapta bunların barınma ihtiyaçlarını karşıladık. Sonra bu insanların sosyal yaşama uyumunu planladık ve buna ilişkin gerek yasal mevzuat adımlarını, gerekse uyum politikalarını uyguladık. Samimiyetime inanmanızı isterim, Türkiye bu meselede hiçbir adımı gelişigüzel atmamıştır. İlk anda gelen kişilerin çalışma ve sosyal hayata uyumu ile ilgili bazı düzenlemeler yaptık. Ancak daha sonra 2013 yılı nisan ayında ‘yabancılar ve uluslararası koruma kanununu çıkartarak meseleyi daha sağlam bir hukuki zemine taşıdık. Bu arada aynı kanunla Göç İdaresi Genel Müdürlüğünü de kurduk. Göç başladığında barınma, kamp gibi ihtiyaçları AFAD eliyle karşılıyorduk, daha sonra orada kurulan yapıyı da göç genel müdürlüğü bünyesine havale ettik.”
Türkiye'de göç yönetiminin nasıl yapıldığıyla ilgili bilgiler de veren Soylu, “Şu anda Türkiye'nin göç yönetimi, ilgili diğer bakanlıklar ve kurumlarla birlikte, göç idaresi genel müdürlüğü koordinesinde yürütülmektedir. Bu koordinasyonu da yine aynı kanunla oluşturulan daha önceki ismi ‘Göç Politikaları Kurulu', Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçtikten sonra ismi ‘Göç Kurulu' eliyle gerçekleştirdik” dedi. 

“Kurul, Türkiye'nin yabancılarla ilgili göç stratejilerini belirlemek, stratejilerin koordinasyonunu ve uygulanmasını takip etmek üzere İçişleri Bakanı başkanlığında, İçişleri Bakanlığınca belirlenecek bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcilerinden oluşmaktadır” diyen Soylu, Göç Kurulunun işleyişini anlattı.
Bakan Soylu, her adımın kanuna ve mevzuata dayandığına dikkat çekerek, “Dikkat ederseniz her adımımız bir kanuna ve mevzuat düzenlemesine dayanmaktadır. Keza bu kurulun ve genel müdürlüğümüzün çalışmasıyla Göç Strateji Belgesi ve Eylem Planları hazırlanmıştır” dedi.

“Ülkemizdeki tüm Suriyelilerin biyometrik bilgileri mevcut” 

Göçmenlere ilişkin süreçlerle ilgili bilgiler de veren Soylu, “Suriyelilerle ilgili atılan ilk adım kayıt altına alınmalarıdır. Ülkemizdeki tüm Suriyelilerin biyometrik bilgileri mevcuttur ve bu bilgiler güvenlik birimlerimizle paylaşılmaktadır. 2017 yılı başından itibaren, Suriyelilerin verilerinin güncellenmesi projesi başlatıldı. 2 yıllık çalışma sonucunda tüm veriler yeniden güncellenmiştir” ifadelerini kullandı.

“2015 yılında, geri gönderme merkezi kapasitemiz kaçak göçmen için bin 700'dü. Şu anda 16 bin” 

Kaçak göçmenlerle ilgili çalışmalara da değinen Soylu, “2015 yılında, geri gönderme merkezi kapasitemiz kaçak göçmen için bin 700'dü. Şu anda 16 bin. 2-3 ay içerisinde 20 bin olacak. Meseleyi sadece bir tarafta tutmuş değiliz, aynı zamanda kaçak göçe ait de geri gönderme merkezleri kapasitesi oluşturduk” şeklinde konuştu.
Soylu, “8 ilimizde bulunan barınma merkezlerimizin sayısı da şu an itibarıyla 11'dir. Buralarda hali hazırda barınan insan sayısı 87 bin 464, bu yerlerin toplam kapasiteleri ise 165 bin 609 kişidir” dedi. 

Süleyman Soylu, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nün projelerinden de bahsetti. Soylu, “Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, bu alanda bugüne kadar başladığı 47 projeyi tamamladı. Bu projeler arasında strateji belgesi ve eylem planı oluşturma, mevzuat geliştirme ve kurumsal kapasiteyi arttırma, geri kabul ve geri gönderme merkezleri kurma, genel müdürlüğün merkez ve taşra personelinin eğitilmesi, göçün akademik düzeyde incelenmesi, kayıt altına alım kapasitesini arttırma ve gönüllü geri dönüş projeleri, mülteci çocukların yaşam koşullarının iyileştirilmesi projeleri bulunmaktadır. Bu projeler Uluslararası Göç Örgütü, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi, Avrupa Konseyi gibi uluslararası kuruluşlarla, İngiltere, Norveç, İsveç ve Hollanda gibi ülkelerle ve bakanlıklarımız ve üniversitelerimizle işbirliğinde yürütülmektedir. Ayrıca genel müdürlüğün devam eden 20 projesi daha bulunmaktadır” dedi.

 
Hamile yolcu fenalaşınca direksiyonu hastaneye kırdı
 
Endonezya'da 7 büyüklüğünde deprem
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
ABD, INF’den resmen ayrıldı
ABD, Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması’ndan (INF) resmen ayrıldı.
ABD'den yeni askeri heyet geliyor
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, ABD'den 3 Ağustos haftası yeni ...
Dışişleri Bakanlığı, Yemen'deki terör saldırısını kınadı
Dışişleri Bakanlığı, Yemen’in geçici başkenti Aden’de güvenlik güçlerini ...
 
Bahçeli, İYİ Parti kurultayı için çağrıda bulundu
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “3-4 Ağustos 2019 tarihinde İYİ Parti’nin ...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, YAŞ kararlarını onayladı!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarını onayladı.
Milletvekillerinin etkinliği artacak
Meclis-hükûmet ve parti arasında koordinasyonu sağlayacak bir mekanizma ...
 
Erdoğan, Selman ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ile ...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Bahçeli'yi evinde ziyaret etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi evinde ziyaret etti.
Erdoğan, MİT'in yeni kalesine ziyarette bulundu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan incelemelerde bulunmak üzere Milli ...
 
ANADOLU TELGRAF
YAZARLAR
Mehmet Şimşek
Mehmet Şimşek
KADINLARIMIZ (125. Bölüm)
Fatih Ceran
Fatih Ceran
TÜKETİCİ KÖŞESİ
Ebru Mut
Ebru Mut
Bu Şehrin Evlatları
Recai Kıcıkoğlu
Recai Kıcıkoğlu
50 Yıllık Sporcuların Gezileri
Cansu Atıcı
Cansu Atıcı
Çocuklarda tatil dönüşü okula uyum
Halit Aksungur
Halit Aksungur
TAŞELİ YÖRESİNDE KADIN-4
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
SÜPER LİG PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA ANADOLU TELGRAF
TWITTER'DA ANADOLU TELGRAF
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak 04:23   İkindi 16:45
Güneş 06:07   Akşam 19:38
Öğle 13:03   Yatsı 21:08
Nöbetçi Eczneler
Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri