Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat








Koronavirüs tedavisi gören Fatih Terim taburcu oldu
Koronavirüs tedavisi gören Fatih Terim taburcu oldu
Elektrik panosundaki yangın büyümeden söndürüldü
Elektrik panosundaki yangın büyümeden söndürüldü
Kontrolden çıkan otomobil tarlaya girdi: 1 yaralı
Kontrolden çıkan otomobil tarlaya girdi: 1 yaralı
İstanbul‘da toplu taşıma denetiminde ilginç diyaloglar kamerada
İstanbul‘da toplu taşıma denetiminde ilginç diyaloglar kamerada
Netanyahu'ya 2. kez Korona virüs şoku
Netanyahu'ya 2. kez Korona virüs şoku

Prof. Dr. Meryem Uysal

BİR ZAMANLAR HACIOĞLU PAZARCIĞI (DOBRİÇ / BULGARİSTAN)
17 Şubat 2020 Pazartesi

 

Mersin’in Mut ilçesinin Dağpazarı köyü halkının çoğunluğu Bulgaristan’ın Dobruca bölgesinden, 1887 yılında Anadolu’ya göç eden muhacirlerdir. Oradaki şehirlerinin adı Hacıoğlu Pazarcığı imiş. Günümüzde Bulgaristan’daki adı ise Dobriç’tir. Burası sahil şehri olan Varna’ya 70 km, Romen sınırına 25 km’ dir. Şehir Varna’dan Silistre’ye giden yol üzerindedir. 

Benim anne tarafım muhacirlerdendir. Anneannemin anlattığına göre geldiklerinde annesi 6 yaşında imiş. Korkarım ondan duyduğu birkaç ayrıntı dışında fazla bir şey bilmiyoruz. Aslında gelmeleri çok ani olmuş. Bulgarlar ailemizin reisi sayılan bir büyüğümüzü öldürmek istemişler. Onu öldürürsek diğerleri kaçar demişler. Dedemiz ellerinden kurtuluyor. Eve geldiğinde de ‘toparlanın gidiyoruz ’diyor. Aileye kanı bulaşan herkesi toplayıp, evlerinin kapısını bile örtmeden yola düşüyorlar. Varna’dan gemiye binip Silifke’nin Taşucu limanına geliyorlar. Devlet onlara önce Erdemli ilçesinde yer gösteriyor ancak 

Sinekten uyuyamayınca yeni bir yer arıyorlar. Sonunda biraz da olsa memleketlerine benzettikleri 

Mut’un bir dağ köyünde karar kılıyorlar. Muhtemelen köye ‘DAĞPAZARI’ adını koyan da onlar olsa gerek.  

Anneannemin söylediğine göre, oradan sadece değerli kitapları getirmişler. Bu kitaplar içinde bir de anı defteri varmış. O defterde ‘Son zamanlarda Hacıoğlu Pazarcığı’nda durumun çok bozulduğu, güvenin azaldığı ve Türk çocuklarının Hristiyan çocukları gibi oynamaya başladığı ve kendilerinin  

Bundan ne kadar tedirgin olduğu’ yazıyormuş. 

Hatırladığım bir başka şey, annemin dedesi olan Abdullah Hoca’nın Dağpazarı’na yerleştikten sonra birkaç kez, hem de İstanbul’a kadar yürüyerek Hacıoğlu Pazarcığını ziyaret ettiğidir. Aynı dedemiz 

Dağpazarında ormana ağaç kesmeye diye gidip, 6 aydan sonra Hicaz’dan dönermiş. Herkes onu öldü zannedermiş.  

Romanya’da çalışan rahmetli amcam Ahmet Uysal seyahatleri sırasında Dobriç’te bazı araştırmalarda bulunur. Hacıoğlu Pazarcığı’nın eski halinin canlandırıldığı mahalleyi görür. Osmanlı döneminden kalan Tekke camisini ziyaret eder. Cami son zamanlarda Türk Hükümeti tarafından restore edilmiş ve ibadete açılmıştır. Amcam bol bol fotoğraf çeker ve Şehir müzesinin kütüphanesinde Dobriç’in tarihiyle ilgili Bulgarca yazılmış bir kitaba ulaşır. 

Bu kitabın ilgili yerlerini Bulgaristan’ın Razgrad şehrinden Türkiye’ye gelen yüksek lisans öğrencim 

Ertan Ahmed Türkçeye çevirir.  

2002 Dobriç basımı olan kitabın yazarı Danayil Stefanov Bekarov’dur.  

Adı ise: HACIOĞLU PAZARCIK (Bir Zamanlar Dobriç Şehri, 14.yy’dan 1982’ye kadar) 

Eğitimini Dobriç ve Paris’te tamamlayan yazar, temel kaynak olarak 1880 -1893 yıllarına ait yayınlara başvurmuştur. Bunlardan Hacıoğlu Pazarcığının tarihteki durumunu açıklayan önemli bazılarını özetle buraya aktaracağım. 

 

Hacıoğlu Pazarcığının Kuruluşu 

 

Dobriç şehrinin ortaya çıkışı ve tarihsel gelişimi ile ilgili net bir şey söylemek zordur. Ancak en çok 

Kabul gören görüş; orta çağ döneminde (14. Yüzyılın başı ve 15.Yüzyılın başı) Bulgaristan’ın Türklerin eline geçmesinden hemen sonra kurulduğudur. Kurucusunun da saygın bir tüccar olan HACIOĞLU olduğu bilinmektedir. Şehir gayet stratejik bir yerde kurulmuştur. Birçok siyasi, kültürel ve ticari 

yerlerin bileşkesi durumundadır. Batıdan doğuya giden kervanların geçtiği güzergâh, Tuna ve Silistre’den gelen ve güneye gidenlerin yolları üstünde kurulmuş bir şehirdir.

Şehrin kurucusu Hacıoğlu zengin bir tüccardır. Şehrin doğu tarafında dükkanları vardır. Şehrin dört bir yanı ormanlarla çevrelidir. Baltık ve Karadeniz limanlarına giden tüccarlar bu şehre uğramakta, eşya ve tarım ürünleri de manda ve öküz arabalarıyla taşınmaktadır. 

Arabaların dingilleri kolay dönsün ve gıcırdamasın diye katran yağı ile yağlanmaktadır. Amcam, Mut’a 

Öküz arabasının ilk kez Dağpazarı’na gelen muhacirlerle geldiğini söylerdi. Demircilik ve diğer sanatlarda da daha tecrübeliydiler.  

Hacıoğlu, seyyar tüccar ve kervanlara katran yağı satarak fazlaca para kazanmıştır. Ayrıca halk ürettikleri tarım ürünlerini Hacıoğlu’na satmakta, o da bunları yerli ve yabancı tüccarlara pazarlamaktadır. 

Hacıoğlu, şükür amacıyla 1974 yılına kadar bir kültür mirası olarak korunacak olan’ Eski cami’ veya ‘Katrancı cami’ denilen bir cami yaptırır. Bu cami 1974 yılında Bulgar Hükümetince yıktırılmıştır. Bu cami, iddiaya göre etrafında yaptırılan dükkân ve evlerle şehrin nüvesini oluşturmuştu. 

Evliya Çelebi ise 1612 yılında bu şehre gelmiş ve Seyahatnamesinde şunları yazmıştır. 

‘Bu yerleşkenin iskân ve bayındır oluşunda en büyük etken; Yıldırım Beyazıt Hanın oğlu Musa Çelebinin en seçkin kumandanı olan Hacıoğlu olmuştur. Bundan dolayı şehir bu adla nam salmıştır’. 

Buna göre şehrin kuruluş zamanı 1393 – 1413 yıllarına denk gelmektedir. 

Seyahatnamedeki bilgilere göre, Dobriç’in Türk hakimiyetinden önce de var olduğu kesinlik kazanmaktadır. 1393 yılında fethedilen Dobriç daha önce Dobruca kralı Dobrotitsa’nın oğlu Zalim Ivanko tarafından yönetilmekteydi. 

Tarihçi ve seyyahların gözünde Hacıoğlu Pazarcığı 

Hacıoğlu Pazarcığı ile ilgili kayıtlar daha çok 17., 18. ve 19. Yüzyıllara aittir. 15. Ve 16. Yüzyıllara ait yazı ve kayıtlara neredeyse hiç rastlanmamaktadır. Burayla ilgili ilk tarihi kayıtlar, Macaristan’dan İstanbul’a görevle gelen büyükelçilerin ajandalarında yer almaktadır. Tuna’dan bu tarafa gelen kral ve elçilerin güzergahında Pazarcık mutlaka uğranıp, konaklanacak yerlerdendir. Burada geceyi geçiren elçiler, güneye doğru Provodya Aytos, Karnobat, Edirne, Kırklareli’nden İstanbul’a ulaşmaktadır. 

Dönüşte de aynı güzergahı takip ederler. 

1609 İstanbul doğumlu Hacı Kalfa ‘Rumeli ve Bosna’ adlı eserinde, Hacıoğlu Pazarcığı diye bahsettiği 

Bu şehrin kadılık merkezi olduğunu bildirmektedir. Ayrıca şehrin 4 büyük eyaletten biri olan Rumeli’nde bulunduğunu, Deliorman’da zirai ve siyasi konularda gelişmişlik bakımından 3. sırada yer aldığını ve Silistre sancağına bağlı olduğunu not etmektedir. 

Dobriç hakkındaki en kapsamlı bilgi Evliya Çelebi’nin ‘Seyahatname ’sinde verilmiştir. 

Burada şehrin yüksek bir tepede olduğu ve etrafında bağ bahçelerin yer aldığını, 2000 civarında evin çatısının kiremitle kaplı iken, çok azının da tahtalarla örtülü olduğunu bildirmiştir. Halkın çoğunluğunun Türk ve Tatar olup, Bulgarların sayısının ise çok az olduğunu not etmiştir. Bu durum 1878 yılından sonra tersine dönmekte, Bulgarların sayısı çoğunluğu oluşturacak kadar artmakta, Türk nüfus ise azalmaktadır. 

Evliya Çelebiye göre Hacıoğlu Pazarcığı 6 mahalleden oluşuyordu. 

Bunlar; ‘Musalla Efendi’, ‘Şeyh Efendi’, ‘Gazi Baba’, ‘Hacı Hadır’, ‘Eski Mahalle’ ve ‘Çavuş Pazarı’dır. 

Şehirde birçok büyük cami vardı. Günümüzde bu camilerden pek çoğu ayakta değildir. Bazıları 1965’te modern konut yapımı çalışmalarında yıkılmıştır. Şehirde 3 tane hamam vardır. Bunlardan biri 

İbrahim Ağa tarafından inşa ettirilmiş ve günümüzde ‘Svoboda’ meydanı civarındadır.  

O zamanın şartlarında şehirde 11 adet ilkokul vardır.  

Yine Seyahatname’ye göre haftanın belirli bir gününde genel pazar kurulur. Yakın il ve ilçelerden halk alışveriş yapmaya ve ürünlerini pazarlamaya gelirler. Şehir beyaz somun ekmeği, tatlı suları, tarım aletleri ve sedeften dokuma ve dikiş nakışlarıyla ünlüdür. 

Şehirle ilgili 1762 yılına ait bilgileri ise, ünlü matematik, fizik, astronomi bilimcisi ve mimar Rujer Yosip 

Boşkoviç’ten öğrenmekteyiz. 

1761 yılında İngiltere Bilimler Akademisi, Prof. Dr. Boşkoviç’e o yıl Dünya’ya konum itibariyle çok yakın olan Venüs gezegenini incelemesi için görev vermiş ve bu amaçla İstanbul’daki rasathaneye göndermiştir. Geç kaldığı için görevini yerine getirememiş ancak aynı yolu takiben geri dönerken yolculuğunda gördüklerini kaleme almıştır ve bu seyahatname birkaç dile çevrilmiştir. 

Boşkoviç Pazarcık’ta bir gün kalmasına rağmen şehir ve halkın durumu hakkında geniş bilgi vermektedir. Ona göre şehir her açıdan gelişmiş ve oldukça zengindir çünkü ticaret bir hayli yoğundur. Hatta şehirde Ermeni ve Kudüs halkından insanlar da mevcuttur.  

Boşkoviç bu arada gayri müslimlerden bazılarının onları Müslüman halka karşı korkuttuklarını ancak 

o geceyi geçirdikleri Ermeni’nin evine Türk halkı tarafından tepsi tepsi yemekler getirildiğini, son derece nazik ve merhametli olduklarını ifade eder. Hatta kadı efendi heyetin rahatça dinlenmesini sağlamak için evin etrafına 16 yeniçeri askeri yerleştirir. Yazar ’hiçbir yerde bu kadar cömert karşılanmadık’ diye memnuniyetini belirtir ve onlara karşı olan nefretin kötü olduklarından değil ama Rus, Macar vd Slav mihrakların Bulgar halkında karşı milliyetçilik duygularını uyandırmasından ileri geldiğini not eder. Ayrıca, Pazarcık şehrine girer girmez camilerin minarelerinin göze çarptığını, bunların bir kısmının taş, bir kısmının kerpiçten yapılmış olduğunu, şehrin etrafında birçok türbe ve büyük mezarlıkların bulunduğunu ama en şaşırtıcı olanın şehrin her tarafından duyulan çan sesleri olduğunu bildirmektedir. 

Fransız asker-yazar Hector Dyo Beran da 1828 yıllarındaki Pazarcığı şöyle anlatmaktadır: ‘Şehrin her yanı yüksek tepeler ve ormanlar ile çevrili, geniş ve dar pek çok yolla örülmüş, 12 camisi, gösterişli çeşmeleri, dört meydanı ve birkaç gösterişli yapısı, kaldırımı anımsatan yan yana dizilmiş taşları mevcut ‘. 

Dobriç hakkında bir diğer yazı Feliks Kanitz’e aittir. Ona göre şehrin güney batı bölgesinde bulunan hastanede toplam 40 yatak vardır. Başhekim Abdullah Bey adlı birisidir. Burada dil ve din ayırmaksızın hasta kabul edilmektedir. Yazar görüştüğü Kaymakam Beyin de çok nazik ve cömert olduğunu belirtir.  

Tuna Vilayetinin o zamanki valisi ise Mithat Paşa’dır. 

TEŞEKKÜR

Hacıoğlu Pazarcığı ile ilgili bilgileri edindiğimiz kaynak kitabı müze kütüphanesinden
Uzun uğraşlar sonunda elde edip bize ulaştıran rahmetli amcam Ahmet UYSAL'a ve Bulgarcadan Türkçeye tercümesini yapan eski yüksek lisans öğrencim Ertan AHMED'e
teşekkürlerimle...

 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Ramazandemir 11 Mart 2020 Çarşamba  21:19

Dogrusunu aciklamişiniz hala kizi tebikler basariilarin devamini dilerim

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Mehmet Şimşek
Mehmet Şimşek
KADINLARIMIZ (172. Bölüm)
Erdal Handemir
Erdal Handemir
EĞİTİM
Saffet Kuramaz
Saffet Kuramaz
Yarın Bu Günden Güzel Olsun Hepimize
Mustafa Çağlayan
Mustafa Çağlayan
Tüketici Köşesi
Elif SARITAŞ
Elif SARITAŞ
Din Kavramı ve Dinler Tarihi
Mustafa Yolcu
Mustafa Yolcu
MEHMET MÜNÜR ÇAĞIL
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
SÜPER LİG PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA ANADOLU TELGRAF
TWITTER'DA ANADOLU TELGRAF
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak 04:53   İkindi 16:38
Güneş 06:31   Akşam 19:18
Öğle 13:05   Yatsı 20:46
Nöbetçi Eczneler
Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri