Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat
Hasar büyük! Çok sayıda ev ve araç...
Hasar büyük! Çok sayıda ev ve araç...
İşkence davasında ‘zaman aşımı' kararı
İşkence davasında ‘zaman aşımı' kararı
TOKİ'den büyük müjde!
TOKİ'den büyük müjde!
İzinsiz fotoğrafa 7 bin lira tazminat
İzinsiz fotoğrafa 7 bin lira tazminat
Tır, 7 aracı kullanılamaz hale getirdi
Tır, 7 aracı kullanılamaz hale getirdi

Saffet Kuramaz

Çocuklar Özgürce Oynasın Ki, Geleceklerinde Zalim Olmasınlar
7 Temmuz 2018 Cumartesi

Çocukluğum… Köyüm! Her çocuk ne kadar özgürdü. Kimse çocuğun başına bir şey gelir diye kaygı duymazdı. Sanki kurtarılmış bölge gibi, dağdan, şehirden uzakta, cezbedecek de bir özelliği yoktu. Kendi yağında kavrulan, bundan şikayeti olmayan bir yerdi işte…

Sene 1960lı yıllardı! Çocuklar özgürdü. Doğayla bütünleşerek, çeşitli oyunlarla rekabet halinde geçerdi anlar! Ne Avrupalısı vardı, ne de şehirlisi- hani özlem duyup da köyüne gelen. Yalnızca erkekleri para kazanmak için gurbete gider, “Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun!” diye halı başında kirmenlerle ipleri döverdi…

Sene 2020li yıllar artık. O köyüm ve o köy gibiler şehir oldular. İçlerine yabancı girdi. Ulaşım kolaylaştı. İnternet veya telefon gibi imkanlarla her mesafe anında yakınlaşıyor. Her ne kadar özlem olsa da, Kırkikindi yağmurları gibi toprağı yumuşatıyor ve ona umut veriyor. 

Ancak, bu imkanlar artarken, kötülüğünde, yanlış işlere gitmenin de önü açılmış durumda. Her kişinin kendine has hukuku, arkasından akıl almaz intikamları ve olayları hayatımıza acıları getiriyor. Hele ki, son günlerde dilden düşmeyen, Eylül Yağlıkara kızımızın başına gelenler vicdan sahibi herkesi derinden etkiledi. Güçlünün Suriye’ye bomba yağdırdığı gibi, yaşama şansı vermeyen zalimin en küçük parçasının örneğini yanı başımızda izledik günlerce… Sebebi ne olursa olsun, bu intikam şekli kabul edilemez! Bu örneklerin artması da tahammül edilemez. Devlet neden buna mani olacak kanunları çıkartmakta geç kalır ki… 

Dolmuşuna binmiş kız çocuğunu taciz ettikten sonra öldüren, hangi hastalığa sahipse evine gelmiş sözde aşık olduğu kızı binlerce parçaya bölerek paramparça eden, çocuk yaşlarda ki çocukları taciz ederek, hayal bile edilemez sonları senaryolamak… 

Her ne kadar bunları yazarken ellerim titrese de, nefesim alıp verirken boğulacak gibi olsam da, kızgınlığımın o ana ait olan kısmında, geleceğimde bu gibi olayları unutacağımı da biliyorum. Ben bunları unuturken, o zalimler unutmuyor, sinsi bir aslan gibi avını gözüne kestirmiş  bekliyor. O aslan biliyor ki, başına hiç bir şey gelmeyecek, o zindanlarda yaşayacak, on sene yirmi sene sonra kimsenin ne yaptığını bilmediği bir yerde unutulmuş olarak yeniden yaşayacak, maalesef! İşte devlet, bu umudu kökünden yerle bir edecek yasalar çıkarmalıdır. Bu işi düşünen kişinin hakkıyla ceza alacağını ve kısasa kısas idam edileceğini bilmelidir. Ne yaparsam bana kar kalır diyenin umudunu kırmalıdır. 

Köyler şehir oldu ama o köy çocukları gibi oynasın yine çocuklar. Geleceğimizin yavruları olsunlar, içlerinde safi değerleri ve kaybedilmeyecek geleneklerimizle, kardeşliğimizle. Bir zamanlar, çadırın içinde aile fertlerin hepsinin yaşadığı ve paylaşımın çok güzel olduğu değerleri yeniden tesis edelim. Çocuklarımız paylaşımı öğrensin, sorunlarını gizlemesin, özgürce ve korkusuzca paylaşsın, hoşgörü ile büyüsün ki… Büyüdüklerinde suç işlemesinler! Böyle düşününce o zalimleri biz farkında olmadan büyüttük diyorum. Kim bilir hangi ötekileştirme içinde yaşadı ve içindeki canavarla büyüdü. Ama iş işten geçmiş de değil, yine elimizde şekerle sokakta oynayan çocuklara merhaba diyelim. Onlarla kısaca olsa bile oynayalım. iltifat edelim. Sevgi gösterelim.    

 

Çocukları zengin ve refah dolu bir yaşama sınavlar zincirinde özendirmek yerine; sevgiyi ve aşkı öğretelim, paylaşmanın güzelliğini anlatalım. Yersiniz, içersiniz ama gerçek bir insan olmaktır en güzel doyum diyelim. Çocuklar iyi yetişirse, toplum da bozulmaz. Zalimlerde yaşamaz. 

 

Ölen bu yavrumuza Allah’tan rahmet diliyorum. Çok üzgünüm, çok!

 

Saffet Kuramaz

 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANADOLU TELGRAF
YAZARLAR
Fatih Ceran
Fatih Ceran
Tüketici Köşesi
Süleyman Göksu
Süleyman Göksu
MUHARREM AYI VE ÂŞÛRÂ GÜNÜ
Halit Aksungur
Halit Aksungur
KAĞIT KALEM YAZI ÜÇGENİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Mehmet Şimşek
Mehmet Şimşek
KADINLARIMIZ (104. Bölüm)
Saffet Kuramaz
Saffet Kuramaz
Bu Dünya Nankörlerin Dünyası
Recai Kıcıkoğlu
Recai Kıcıkoğlu
Akören Orta Sivri Dağı 2235 metre (21. tırmanış)
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
SÜPER LİG PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA ANADOLU TELGRAF
TWITTER'DA ANADOLU TELGRAF
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak 04:51   İkindi 16:23
Güneş 06:28   Akşam 19:01
Öğle 12:54   Yatsı 20:25
Nöbetçi Eczneler
Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri