Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile telefonda görüştü
Dışişleri Bakanlığından Türk bayrağını yakanlara sert tepki
Dışişleri Bakanlığından Türk bayrağını yakanlara sert tepki
Rus  savaş uçakları İdlib çevresindeki köylere vurdu: 6  yaralı
Rus savaş uçakları İdlib çevresindeki köylere vurdu: 6 yaralı
Türkiye’den Irak’a ikinci tıbbi yardım paketi
Türkiye’den Irak’a ikinci tıbbi yardım paketi
83 kişiye 90 bin 450 TL korona cezası
83 kişiye 90 bin 450 TL korona cezası

Prof. Dr. Meryem Uysal

DAĞPAZARI KÖYÜNÜN GÖÇMENLERİ
11 Şubat 2020 Salı

Mut'un Dağpazarı köyünün halkının bir kısmı Silifke Mut tarafından gelen yörüklerden daha çoğu ise 1887 yılında Bulgaristan 'ın Hacıoğlu Pazarcığı'ndan (Şimdiki adı: Dobriç ) gelen muhacirlerden oluşur.

O civarda Dağpazarlı deyince önce akla bu göçmenler gelir.

Zira diğer ahalinin o çevreyle bağlantıları çoktur. Göçmenler ise konuşmaları, hal ve tavırları, simaları ve isimleriyle hâlâ belirgin bir farklılık arzederler.

Daha nazik daha şehirlidirler.

Benim baba tarafım Silifke yörüklerinden Dağpazarı’na yerleşmiş bir ailedir.

Anne tarafım ise Hacıoğlu Pazarcığı'ndan gelen göçmenlerdendir.

Her iki yanım beni farklı yönleriyle etkiler.

Ancak anne tarafım tüm edep, tertip ve görgülerine rağmen bende bir hüzün doğurur.

Bu büyük ihtimalle göç sırasında çekilen eziyetlerin genetik hafıza ile sonraki nesillere taşınması  mıdır, bilemiyorum.

Kendi akrabalarımda gördüğüm

Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Balkanlardaki yaşamı hissedip hüzünlenmemek mümkün mü ?

On'a yakın medresesi olan bir şehirden, ne zorluklarla Anadolu'da okulu bile bulunmayan bir dağ köyüne gelmek elbette büyük travmadır.

Bu onların yaşadığı ilk travma da değil, belki kaçıncı...

En son Karaman ve civarından götürülmüşler.

Bir yasam koçu ile yaptığımız "Soy seansı"nda hem anne tarafımı hem de baba tarafımı

kale surları önünde ellerinde tuğlarla görmüştüm.

Daha sonra o kalenin Malazgirt kalesinin surları olduğunu gördük. Yani hepimizin anayurdu Orta Asya ve gerek Malazgirt gerek Karaman onların ara durakları.

Onlar yüzyıllar boyu gurbette yaşamış ve sonunda ara duraklarına geri dönmüş insanlar. Hem de hiç bozulmadan.

 Töre ise töre, edep ise edep, ahlâk ise ahlâk. Belki daha da eskiden geldikleri için İslami hassasiyetleri de çok güçlü.

Onlara hayranlık duyarım hep.

Sanki onlarla zaman makinesinde karşılaşmış gibi olurum.

Zira her mimik ve gülüşlerinde geçmişten izler görürüm.

Onların nezdinde göç stresi yaşayan herkesi sevgi ve saygıyla selamlıyorum...

 

DAĞPAZARI KÖYÜNÜN GÖÇMENLERİ

Mut’un Dağpazarı köyü

İsmine uyar bir şekilde

Yedi köyün ortasında bir geçit yeri

Yeşiller içinde yıkık virane

Tarih kokar buram buram

İster Roma ister Balkan

İstersen Orta Asya

Baktığın her yerde

 

Serin esen rüzgarıyla

Kavak yapraklarının

Hışırtısı yıkar

Kulak ve gönüllerin pasını

Masmavi gökyüzü

Güven verirken ruhlara

Telaşsız bir meşguliyet var insanında

Hemen hepsi biraz mahzun

Biraz tanıdık, isimsiz

Bense tanınıyorum şeceremle

‘Meryem mi?’ diyorlar içtenlikle

‘Sarı Ahmet’lerin Meryem?’

Ne kadar seyrek gelsem de

Ait olduğum yerdi burası kesinlikle...

 

Mut yolunda Zeytinliğe gelince

İçimde kıpırdanmaya başlayan kuşlar

Konarı’yı görünce uçuşuyorlar

Kanatlarında beni de taşıyarak

Bir zaman yolculuğunda yol alıyorlar

Nefesim açılıp

Göğsüm genişliyor

Ben bu havayı

Bu kokuyu

Şu baldıranı tanıyorum

SILAM burası, benim SILAM

Ah keşke!

Ablam olsa da düzlüklerde kekik toplasak

Ebemden gizli anneanneme uğrayıp

Babam izin vermese de teyzemden hiç çıkmasak

Bak! Elinde kepçesi

Ocakta süt tenceresi

Bizi bekliyor gülümseyerek

Ah! Vasfiye teyzem

Sevgi ve şefkat meleği

Mazlumların da hamisi

Herşey güzel ve tatlı seninle

Anneannemle olduğu gibi

Köyün bilgesi sütannem

Hatice yenge sesleniyor bak

‘Huriye’m, Huriye’m’

Tüm köy neredeyse aynı terbiyede

Nazik, sevgi dolu ve diğerkam

 

Vatanlarına benzesin diye

Az aramamışlar Dağpazarı’nı

Aylarca dolaşmışlar Mersin ve civarını

Sinek yok, orman var deyip

Çaresiz yerleşmişler şehre uzak izole bir yerde

Belki bu da bir ihtiyaçtı o günlerde

Kolay mı adapte olmak yeni bir çevreye

Geldiklerinde

Kırmızı domatese çürük deyip atarlarmış

Yerli halk ise yeşile ham diye bakmazmış

 

Dağpazarı’nda yüzyıl sonuna kalan

Göçmen tatları şunlardı

Somun ekmeği

Kırma böreği

Çörek çeşitleri

Çocuklar için hamurdan leblebiler

Kavurgalar

Sütlü kabak tatlıları

Erişte

 

Bir de ‘Altıncık’ çiçekleri vardı

Şaka gibi eşi benzeri yok o civarda

Anneannem seyrek ve bir sıra halinde

Bahçenin en güvenli yerine eker

‘Aman çiğnemeyin kuzum, tohumu çok az’ derdi

Etrafını da haşhaş çiçekleriyle süslerdi

Batıdan gelen göçmenlerin çiçek sevgisi

Zaten herkesçe bilinirdi

 

Köyde verilen ortak yemekler

Sosyal hayatın pencereleri

Dağpazarı’nda bir yemek

Keşkek, yahni, topalak, sarma

Tatlı ise Rumeli hatırası lokma

İnsanlar da sofradakiler gibi

Hepsi ayrı tatta

Göçmeni, yörüğü, köylüsü

Hepsi Dağpazarlı

Asıl Dağpazarlılık ise

Göçmenlere has bir haldi

Kibar, kanaatkâr, kendi halinde

Aile bağları kuvvetli

Bağlıdırlar geleneklerine

Şehirlilik hâkim her hallerine

 

Anneannem derdi ki

Gelirken yanlarına yük almamışlar

Ama tüm kitaplarını getirmişler

İçinde hatıratları bile varmış

Yazık ki!

Değerini bilmeyen sonraki nesiller

Bunlarla ateş yakmışlar

 

Şaban, Necip, Fazlı, Fedai’dir adları

Resmiye, Revasiye, Nuriye de kızları

 

Köyün en hâkim tepesine

‘GURBETLER’ denmesi

Hep burkar içimi

Kim bilir? Ne acı ve özlemlerle

O güzel yere verdiler bu ismi

 

Sanki bir gün

Dobriç’e geri döneceklermiş gibi...

 

Oysa günümüzde

Gidip gören dahi yok belki

Sadece hasret kaldı geride

130 yıl geçse de

Göçmenlik zor mesele

İzleri kaybolmaz sürer gider

Sonraki nesillerde de...

 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 16 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Ali Solak 28 Haziran 2020 Pazar  01:13

Muhacirlerden Karani oğlu İbrahim Solak’ın torunuyum. Köyümü ve köklü geçmişini hep severim.Yaklaşık 45 yıldır İstanbul’da yaşıyorum heryıl 3-4kez giderim Yazınız beni çok etkiledi. Paylaşımınız için teşekkürler

Yorumu oyla      0      0  
Meryem Uysal 17 Şubat 2020 Pazartesi  14:33

Beğenmenize çok sevindim.Doğrusu bu ilgi beni çok mutlu etti.Akrabalarımın zerafeti her zaman beni çok etkilemiştir. Hepinizi sever ve sayarım. Bolca selam ediyorum .

Yorumu oyla      0      0  
Fahriye 16 Şubat 2020 Pazar  18:22

Merhaba ben Nuriye teyzenin kızıyım eskilere götürdün Meyrem abla iyi akşamlar

Yorumu oyla      0      0  
Meryem Uysal 14 Şubat 2020 Cuma  06:57

Zaten işin araştırma kısmı tümüyle rahmetli amcam Ahmet Uysal'a aittir. Kendisi Yörük olmasına rağmen konuyla çok ilgilenir yeni birşey bulurum ümidiyle Romanya yolculuklarda Dobriç'te durarak araştırmalar yapar, fotoğraflar çekerdi.İnşallah bir başka yazıda da bunları paylaşırız.

Yorumu oyla      0      0  
Ahmet semizer 14 Şubat 2020 Cuma  01:21

Diline sağlık aplam dagbazarı köyünü çok özetlemişsin

Yorumu oyla      0      0  
Meryem Uysal 13 Şubat 2020 Perşembe  23:55

Yorum yapan tüm arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. Sağolun varolun...

Yorumu oyla      0      0  
Meryem Uysal 13 Şubat 2020 Perşembe  23:50

Pakize abla nazik ve kıymetli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Sadece 5 yaşına kadar köyde kalmama rağmen ömrüm boyunca en mutlu anılarım o yıllara ait. Nerde göçmen ağzıyla konuşan birini görsem dikkat kesilirim.Akrabalarımı sevmem yanında kültür tarihine de meraklı olmamın bunda payı var. Saygı ve selamlarımla...

Yorumu oyla      0      0  
Pakize Celik 13 Şubat 2020 Perşembe  16:38

Araştırma ve paylaşımınız çok kıymetli. Tesekkur ederiz.

Yorumu oyla      0      0  
Pakize Çelik 13 Şubat 2020 Perşembe  15:27

Yazılarından oldukça etkilendim. Bende baba vatanımızı araştırmak isterdim...amcandan devamlı bilgi alıyordum. Bilgileri paylaştığın için teşekkür ederim. Sevgiler , Dağpazar'' li Pakize Çelik İstabul

Yorumu oyla      0      0  
Harun Kılınç 12 Şubat 2020 Çarşamba  18:29

Tebrikler.Güzel olmuş.Bilgilerimizi tazeledik.Eline sağlık Meryem

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Erdal Handemir
Erdal Handemir
15 TEMMUZ VE AYASOFYA
Ebru Mut
Ebru Mut
SARILAMIYORUZ
Mehmet Şimşek
Mehmet Şimşek
KADINLARIMIZ (185. Bölüm)
Prof. Dr. Meryem Uysal
Prof. Dr. Meryem Uysal
SIR KAPISI
Saffet Kuramaz
Saffet Kuramaz
Sanal Yaşama Özenmemeli
Mustafa Yolcu
Mustafa Yolcu
TREN GARI- ANKARA
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
TWITTER'DA ANADOLU TELGRAF
FACEBOOK'TA ANADOLU TELGRAF
ARŞİV
SÜPER LİG PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak 03:30   İkindi 17:00
Güneş 05:32   Akşam 20:21
Öğle 13:07   Yatsı 22:06
Nöbetçi Eczneler
Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri