Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat
Fenerbahçe, İstanbul'a takım otobüsüyle dönüyor
Fenerbahçe, İstanbul'a takım otobüsüyle dönüyor
Cinnet getiren baba eşini ve çocuklarını vurdu
Cinnet getiren baba eşini ve çocuklarını vurdu
Tarihi tablo! Fenerbahçe dibi gördü
Tarihi tablo! Fenerbahçe dibi gördü
Suudi Arabistan, suçlu iadesi talebini reddetti
Suudi Arabistan, suçlu iadesi talebini reddetti
Taksiciden örnek davranış
Taksiciden örnek davranış

Halit Aksungur

ESKİ TÜRKLERDE T0PRAK VE DÜŞÜNCE DÜZENİ-2
10 Ekim 2018 Çarşamba

Eskilerin inançlarında, gökyüzü,  asırlardan beri göz yaşlarını bu topraklara dökerek ona bu yolla ulaşabileceğini sezdirmektedir.. Bu iki sevgili Tanrının böyle uygun görmesiyle canlılara ve insanoğluna hizmet edilmesinde esin kaynağı olur.                                                 Yıldızlar da gökyüzünün ışıldayan gözleri gibi kara toprağa çevirmiş bakışlarını. İnsanlara, canlılara hizmetini izlemek için durmaksızın ona çevirmiş bakışlarını. Bu iki aşık bakışlarının anlamıyla bütünleşerek biri aşağılarda, öteki yukarıda birbirlerine bakışmaktalar.           Çevrenleri (ufuk) iki sevgilinin dudakları gibi kimi vakit hüzünlenerek, kimi vakit sevinç çığlıklarıyla sonsuza kadar birlikteliklerini ayırmadan yaşayacaklarını muştulamaktalar.               Karşı çevrenlerden yükselerek gelen güneş, kara toprağın, dağların taşların bütün  güzelliklerini ışıklandırarak sabah akşam huzur vermeye çalışmakta. Bu yola “ay” da katılmıştır. Yüreğini ikiye ayırarak bu iki sevdalının sevgilerinden kendini yitirdiği de olur. Öyle geceler yaşar ki onların  birleşememeleri yüzünden tersine de döndüğü görülür.      Uçsuz bucaksız gökyüzüyle toprağın sevgisi yükseklerin köpürüp coştuğunu, kara bulutların suları toplayıp şimşeklerini çaktığını aşağıda insanları ürpermektedir. Korkunç bağırtılarıyla toprağın bağrına inen şimşekler süngü olup inerken toprağın bağrına, taşların ağaçların üzerine kıvılcımları bir kırgınlık seli olarak atı aşağı illere. Gün olur kızgınlıklar diner, iç sıkıntılar aşılır; sonra durgunlaşır. Uyanmış  iki arslan gibi bakışırlar en gönençli günlerine .. Bu iyimser duygular, iyi düşünceleri sürükler arkasından. Dünyamızın topraklardan oluşan bölümünü denizlerden ayırmak isteyince “kara ve deniz” olarak  dillendiririz. Yerin adını renginden alarak söyleriz. Yöre ozanı  Karacoğlan da bize bu konuda önder olur aydınlatır.        

“ Derya deniz dağ taş demez gezerdin                                                                              Karadan menzilin andın mı gönül”..                                                                                              dizeleriyle, halkın gönlünde yer etmiş olup günlük yaşantılarımıza girmiştir. Kara yer deyimi yaslarımızda, türkülerimizde kendini sık sık göstermiştir.. Bunun örneklerini, deyim ve atasözlerimizde görürüz. “Var yemez pinti, kara yere götürecek akçasını” deyimiyle denizleri, topraklar ayırırken  günlük yaşantımızda yer ve toprağı eş değer anlamda kullanılmasının örneğini vermiştir.  Toprak Ve yer, bize en yakın olan varlıktır. i] Yaşamın hiç bir anı ondan ayrı olamaz. Bize göre yeryüzü bütün evreni kaplayan, üzerinde yaşam sürdüğümüz topraklardan başlayarak dünyamızı içine almaktadır. Üstte gök altta toprak kutsal bir varlık olarak yaşamımıza girmiştir. Mavilikler sonsuzluğa giden yolda insanoğlu ile birleşmekte. Atalarımız Göktürk yazıtlarında: “Üze Kök-Tengri, “asra yağız yerkılındıkta, ikin ara kişioğlu kılınmış”. Bu günkü söylemiyle “ Yukarıda gök ve aşağıda yağız yer yaratıldığında, ikisi arasında insanoğlu yaratılmış” anlamındadır. Atalarımız Göktürk’ler, yukarıda göğün, aşağıda yerin olduğunu söylüyorlar. Yağız yerin aşağıda  deyimi  yağız yerin aşağıda olduğunu bildirmekten öteye asra sözcüğünün sonuna eklenen “ra” eki ile bu söze çok değişik bir anlam  ve derinliğine bir düşünce  örneği  vermektedir.  Ra eki, “Aşağıya  ve sonsuzluğa  doğru  uzayıp giden bir yağız yer” anlamını vermektedir. Bunu böyle anlamalıyız. Çünkü Göktürk yazıtlarındaki bu bölüm kozmogonik( Evrenin yaratılışıyla ilgili) bölümüyle başlanmıştır.. Gökten söz ederken göğün yalnızca yukarıda bulunduğunu belirtir. Yağız yerin de aşağıda olduğunu belirtmiyor. Buradaki anlam değişikliği; yerin aşağıda olduğunu bildirirken değişik bir söyleyiş kullanılmış. Yani” yalnızca aşağıdaki yağız yer” değildir. Buradaki anlam değişikliğini ve anlam derinliğini “ra” eki oluşturmaktadır.                       Bayramlarda, dini törenlerde okutup geldiğimiz MELÜD’Ü kaleme alan Süleyman Çelebi, Mevlüd’ te  “ Mustafa’ya salavat” şeklinde yazmamış.  Ya ne diyor?  ”Mustafa’ ra salavat” diyor. Bizler de ona uyuyoruz. Süleyman Çelebi aradaki bu derin anlamı bildiği için böyle yazmıştır. Yer altı sözü eskisi derinliğinde anlamlı değildi. Göktürk yazıtlarındaki : “Asra” yağız yer“  deyişinde jeolojik ve yerin-göğün yaratılışıyla ilgili olarak “Sonsuzluğa doğru uzanan ve yön gösteren” bir eklemedir, ektir. Bu nedenle burada  sözü edilen, aşağıdaki yağız yer değil, sonsuzluğa doğru uzayan yön gösteren yağız yerdir. Bu şekilde anlamalıyız.1                                                                                                                                                                          

 Toprak; varlığın, yaşamın biricik kaynağıdır. Gelmiş geçmiş bütün insanlar topraktan ayrı kalmamışlardır. Ortaya koydukları eserlerden bu gün “harikalar” diye söz edilmektedir.. Olağanüstü nitelikleriyle insanlarda hayranlık uyandırmaktadırlar. Kusursuz eserlerdir onlar. Ne var ki hiç birisi topraktan ayrı değillerdir. Atalarımız onun için toprak üzerine düşünce ve duygularını söylemekten ger kalmamışlardır. Onların bu konudaki düşüncelerini bizlere ulaştıran Türk kültürünün yorulmaz kalemi değerli araştırmacı Prof. Dr. Bahaeddin ÖGEL yorumlayıp ölümsüzleştirmiştir.                                                                                                     Yukarıda örneğini verdiğimiz Aşık Veysel toprak üzerine çok güzel deyişler söylerken kökleri eski Türklere dayanan kültür kaynağından beslenerek gelmiş olmalıdır. O da bu kültürün son halkası olarak geleceğe ışık tutacaktır. Türk kültür yaşamında toprak önemli bir yer tutar. İnsanoğlunun doğuşuyla bitlik te toprakla karşılaştığını biliyoruz.“Kundak toprağı” bunların ilki olmaktadır. Topraktan gelip toprağa döneceklerine inanan atalarımız doğan çocuklarının beşiklerinde toprak kullanırlardı. Toprak önce kavrulur, içindeki zararlılar yok edildikten sonra  çocukların kundaklarına serilir, çocuğun ıslaklık ve ıslatmalarını çeker sağlığını korur. 1950 li yıllara kadar kasaba ve köylerde kullanılıyordu. Türk çocukları toprağa belenerek büyüyordu. Güzel Türkçemizde analarımızın dilinde türküleşen bu deyim unutulmaya yüz tutmuştur.“Halk Ağzından Söz Derleme” sözlükleri incelenince Anadolu’nun dört bir yanında “Höl, Höllük, nem, yaşlık” sözcüklerinin kullanıldığını görürüz. Antalya, Niğde, Konya, Ankara, Isparta, Afyonkarahisar ilçe ve köylerinde bu deyimin günümüzde de kullanıldığı biliniyor.2                                                                                                                                                                                                             Varlığın, insanlığın kaynağı olan toprak için Türkler çok şeyler düşünmüşler çok şeyler söylemişlerdir. Atasözlerimizi gözden geçirince Türk düşüncesinde toprak için söy  lenen değerli düşüncelerin çokluğu ilginizi çekecektir. Biz burada yerimizin darlığı nedeniyle  doyumluk olmasa da tadımlık ölçüsünde birkaç örneğini sunmak istiyoruz:

1. Toprağı derin sür, ürünü kaygın olsun4                                                                                                           2. Toprağı deşen altını bulur                                                                                                                         3. Toprağı işleyen, ekmeği dişler                                                                                               4. Toprağın karasına, ineğin sarısına sarıl                                                                                                  5. Toprağınla savruldum, çamurunla yoğruldum, yurdum; nasıl ayrılırım senden!                                   6. Toprak avuçlayan altın tutar.                                                                                    

7. Toprak çeker götürür                                                                                                                 8. Toprak insanı aç koymaz                 

9. Toprak sabanı yerse ortak altın biçer                                                                         10.Toprak vergisi Hak vergisi

11.Topraktan geldik toprağa gideceğiz

12.Toprak ile koyu gerisi oyun.       

            Dede Korkut öykülerini okuyanlar, onun dilinde “Gelimli-gidimli” dünyadır. Burada bize vermek istediği ileti, insan yaşamının kısalığıdır. O günkü atalarımız “Ölüm gerekli oldu” derlerdi. Ecelle ilgili düşünceleri böyle idi. “Dağın kökü yerde, insana yaşam sunan gölgelice ağaçsa yeryüzün-de”  düşüncesi gerçekçiliği gösteriyordu. Dede Korkut: “Yerli kara dağın yıkılmasın- Gölgeli kaba ağacın kesilmesin1 diyordu..

---------------------------------------------------------------------------------------

1- Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, cilt.2, sf, 95                                             2- Halk Ağzından Söz Derleme Dergisi, (E,K) sf, 752                                                                                          3- Mustafa Aslan Aksungur, Atasözleri ve Nitelikli Deyimler, 2010

 

 

 

 

 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANADOLU TELGRAF
YAZARLAR
Muhsin Ertekin
Muhsin Ertekin
YURT DIŞI BORÇLANMA İŞLEMLERİ (2)
Mehmet Şimşek
Mehmet Şimşek
MEVLANA (3)
Saffet Kuramaz
Saffet Kuramaz
İbn-İ Haldun’a Mektup
Recai Kıcıkoğlu
Recai Kıcıkoğlu
Asarlık Dağı 2300 m (Zirveye Doğru 105. Program)
Fatih Ceran
Fatih Ceran
TÜKETİCİ KÖŞESİ
Süleyman Göksu
Süleyman Göksu
ALLAH’I ZİKİR VE İNFAK ETMEK
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
SÜPER LİG PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA ANADOLU TELGRAF
TWITTER'DA ANADOLU TELGRAF
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak 06:05   İkindi 15:24
Güneş 07:48   Akşam 17:39
Öğle 12:54   Yatsı 19:10
Nöbetçi Eczneler
Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri