Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat
Mesut Yılmaz'ın evine ziyaretçi akını
Mesut Yılmaz'ın evine ziyaretçi akını
Bahçeli'den 'Kudüs' açıklaması
Bahçeli'den 'Kudüs' açıklaması
Yıldırım: 'Misyon açan yoktur'
Yıldırım: 'Misyon açan yoktur'
Erdoğan'dan İslam dünyasına uyarı!
Erdoğan'dan İslam dünyasına uyarı!
Bahçeli'den Yılmaz'a taziye
Bahçeli'den Yılmaz'a taziye

Ebru Mut

Hezarfen Neden Uçtu?
11 Ekim 2017 Çarşamba

Ünlü Müslüman Türk bilim adamı Ahmed Çelebi, yani daha sonradan kendisine verilen adıyla Hazerfan Ahmed Çelebi, tarihte, kendi geliştirdiği takma kanatlar yardımıyla uçmayı başarması ile nam salmıştır.

Başarısıyla da bir ilktir.

Çoğu kez gökyüzünde uçan kuşları incelemiş ve onlara büyük bir hayranlık beslemiştir. Eğer insanlar da kuşlar gibi kanatlara sahip olsa, onların da gökyüzünde uçabileceğini düşünmüştür. Bu hayallerle çocukluğunu geçiren Hezarfen Ahmet Çelebi, bir gün bu hayalini gerçekleştirmeye karar vererek araştırma yapmaya başlamıştır. Daha önce başarısızlıkla hatta ölümle sonuçlanan deneyimleri de araştırmış fakat hayallerinden vazgeçmemiştir. Tam tersine neden başarısız olduklarını da hesaplamıştır.

1632 yılında uzun soluklu deneylerini sonuçlandıran Hezarfen Ahmet Çelebi, kartal kanatlarından yaptığı aleti takarak, ölüm pahasına Galata Kulesi’nin en yüksek tepesine çıkmıştır. Ne yapacağını merakla izleyen halkın karşısında, kendisini boşluğa bırakmış ve uçmaya başlamıştır. Az da değil, kaynaklara göre yaklaşık 3 bin 500 metre.

Yani çocukluğundan beri kafasında kurduğu hayalini gerçekleştirmiştir. Tabii bu deneyim ona şöhret kazandırmış, fakat 4. Murat Han ‘Bu sıra dışı, şeytan işi, tehlikeli bu adam’ diyerek sürgüne göndermiş. Ve tarihte uçan ilk insan olarak ün kazanan Hezarfen Ahmed Çelebi pek çok sanat dalına konu olmuş hatta ilham vermiş. ‘İstanbul Kanatlarımın Altında’ filmini hatırlarsınız…

Neden uçmuştu ki Hezarfen sahi?

(Bu arada hezarfen: çok şey bilen anlamına geliyor)

Elbette hayalleri ve fikirleri olduğu için. Hayallerinden, düşüncelerinden ve belki de ‘deli’ fikirlerinden vazgeçmeyenler, aynı zamanda bugün bizim kullandığımız pek çok cihazı, aleti edevatı icat etmişler. Adam kuşlara özenip, gökyüzünü hayal ediyor kanatlar yapıyor ve uçuyor.

Tıpkı önceki akşam başarılarıyla gururlandığımız Ampute Milli Takımımızda oynayan oyuncuların hayalleri gibi, sonu başarı öyküsüne dönüşen hayat hikayeleri gibi.

Barış Telli: 5 yaşında futbol oynarken araba çarpması sonucu ayağını kaybeden Barış, İzmir BŞB sporcusu.

Osman Çakmak: TSK Engelli Spor Kulübü'nde forma giyen Ampute Milli Takım kaptanı Çakmak, Şırnak'ta mayına basması sonucu sol ayağını kaybetmiş.

Mehmet Yunsur: Şahinbey'de oynayan Mehmet Yunsur, tarlada çiftçilik yaparken ayağını saman makinasına kaptırıyor ve ampute oluyor.

Kemal Güleç: Şırnak'ta vatani görevini yaparken geçirdiği kaza sonucu ayağını kaybeden Kemal, şu an TSK SK'da futbol oynuyor.

Fatih Şentürk: Geçirdiği motosiklet kazası sonucu sol ayağını kaybeden Şentürk, Şahinbey futbolcusu.
Serkan Dereli: Doğuştan sol ayağı olmayan Serken Dereli ise Pendik Belediye'de futbol oynuyor.

Ve daha bir çok başarı öyküsü…

Kimilerine göre ‘çılgın bu çocuklar’. Öyle ya, engeli olsa da hayatlarını devam ettiriyorlar nasılsa, ne gerek var ekstra şeylere?

Bütün gün bir masanın başında, sabah 8 akşam 5 mesaisinde, ‘akşam olsa da yatsak’ diyen milyonlarca insandan farkları ne ?

Elbette ki: hayalleri ve faydalı olma çabaları.

Amaçları ve hedefleri.

İnançları.

 

Biliyor musunuz? Dünyadaki ilk buluşların pek çoğu Türk bilim adamlarına aittir.

Ammar, ilk katarakt ameliyatını yapmış. Battani, tirigonometrinin mucidi, Cabir Bin Hayyan kimyanın babası, Cezeri ilk sistem mühendisi hatta bilgisayarın babası, Ebu’l Vefa tanjant ve kotanjantı matemtaiğe kazandırdı, İbni Firnas ilk uçağı yaptı, İbni Sina  doktorların sultanı…Ve daha kimler kimler. Vaktiniz olursa bir araştırın, ilkler hep bize ait. Yani dünyaya bilimde, fende, çağdaşlıkta biz, Müslüman Türkler önder olmuşuz.

Şimdi ise iki Nobel ödülü yıllarca övünmemize yetiyor neredeyse. Ona da şükrettik. 2006 yılında Orhan Pamuk , 2015’de Aziz Sancar.

Hepsi fikirlerinin, hayallerinin peşinde koşan insanlar.

E biz?

Yorgun nesil. Paramız yok. Bi işin ucundan tutasımız yok. Her gün bi yanlarımız ağrıyor, ABD vizeyi askıya aldı, hükümet iyi değil, iktidar kötü, muhalefet zayıf. Telefonun şarjı çabuk bitiyor….

Sahi, Hezarfen neden uçmuştu?

 

Sevgi ve saygılarımla.

 

 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANADOLU TELGRAF
YAZARLAR
Mehmet Şimşek
Mehmet Şimşek
KADINLARIMIZ (79. Bölüm)
Süleyman Göksu
Süleyman Göksu
İMAM-I AZAM HAZRETLERİNDEN HİKMETLER
Ebru Mut
Ebru Mut
Yanlış, yanlış, yine yanlış
Cansu Atıcı
Cansu Atıcı
Hz. Mevlana Kimdir?
Recai Kıcıkoğlu
Recai Kıcıkoğlu
Ağlayan Çal 1910 m
Mustafa Çağlayan
Mustafa Çağlayan
Tüketici Köşesi
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
SÜPER LİG PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA ANADOLU TELGRAF
TWITTER'DA ANADOLU TELGRAF
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak 06:09   İkindi 15:25
Güneş 07:52   Akşam 17:40
Öğle 12:56   Yatsı 19:12
Nöbetçi Eczneler
Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri